İnşaat ve Dekorasyonda 30 yıllık tecrübe...
Amaç; Doğru bilgi, yüksek kalite, düşük maliyet, geniş ekipman ve donanım ile en kısa zamanda en kaliteli işi yapmaktır. Kurucumuz FATİH ÖREN , 1970 yılından itibaren bu sektörde önce dekorasyon ve 1980 yılından itibaren MERT İNŞAAT ve MERT MOBİLYA ünvanı ile sektörde bir çok resmi ve özel kuruma ve şahısa yapıp, bitirdiğimiz işlerin tecrübesi, birikimi ve müşteri memnuniyeti, bizi kurumsallaşmaya götürmüş ve 1995 yılında MERT İNŞAAT DEKORASYON LTD. ŞİRKETİ kurulmuştur.Bu tarih itibari ile yapılan fabrikalar, sayısız konut ve villa inşaatları ile tecrübemiz perçinleşmiş ve geniş çaplı bir portföy oluşturulmuştur.
Hedef; Her geçen gün kalitemizi ve iş gücümüzü, deneyimlerimizle artırarak, yurt içi ve yurt dışında hedeflediğimiz gerçek konuma gelmektir.
Misyon; İnsanların meskende değil yuvada yaşama hakkını, doğal yaşamdan kopmadan, modern mimari ve teknoloji imkanlarından faydalanarak sunmaktır.
Vizyon; Sahip olduğumuz manevi değerleri sabit tutarak ve sosyal sorumluluklarımızın bilinciyle; tempomuzu, kalitemizi, başarılarımızı ve hedeflerimizi yurt içinde ve yurt dışında sürekli yükselen bir grafik üzerinde tutmaktır.
Prensip; İyi yetişmiş ve deneyimli bir kadroyla çalışarak, üstün teknoloji ve üretim olanaklarını kullanarak , projelerimizi profesyonelce planlayıp uygulayarak sözlerimizi zamanında yerine getirmektir.
Her oluşumun bir hikayesi vardır. Her mutluluğun, her mutsuzluğun, başarı ya da başarısızlığın. Sonu güzel biten hikayeler paylaşılır genellikle. Çocuklara, dostlara, yakınlara anlatılır gülümseyerek...
Mert İnşaatın kuruluşu da işte böyle bir hikaye. Günlerden bir gün, küçük çocuk tatil gününde babasıyla birlikte onun çalıştığı iş yerine gitmiş. Çocuk afacan ve meraklı tavrıyla etrafta dolaşırken kapısı açık bir oda görmüş. Odadaki her şey küçük çocuğa çok büyük ve güzel gözükmüş. Hele o koltuk. Yumuşak deri kaplı, hem de dönüyor. Bütün cesaretini toplayıp oturuvermiş koltuğa ve başlamış dönmeye.
O sırada odasına giren patron, koltuğunda oturan küçük çocuğu görünce, kızgın bir ses tonuyla kalkmasını istemiş. Sesi duyan küçük çocuğun babası da gelmiş hemen. Bir patronuna bakmış, bir oğluna. Oğlu o sırada keşke benim babam da patron olsaydı demiş. Hani insan hayatında çok önemli anlar vardır ya, o an baba için işte öyleymiş. Bir karar vermiş. İyi ki de vermiş.
Başlamış kendi işin yapmaya. O an hayatında o kadar önemliymiş ki kurduğu şirkete oğlunun adını vermiş ve başlamış azimle çalışmaya. Yıllarca emek vermiş , giderek büyütmüş işini , oğlunun ve işinin adı gibi mertçe, azimle ve bir çok başarıya imza atarak.
Yıllar geçmiş ya bu arada , küçük çocukta büyümüş. Geçen yıllarda hep babasının etrafında olmuş kızacak kimse olmadan. Her yeni gün bir şeyler öğrenmiş hayata ve babasının yaptığı işe dair.
Bir gün gelmiş küçük çocuk bir yetişkin olmuş. Yeni dünyanın vizyonuyla, babasının misyonunu birleştirip, alıştığı kalite anlayışı ve geliştirdiği markalaşma stratejisini bir imza olarak kullanmaya başlamış. Babası bakmış ki her şey yolunda, bir müddet sonra koltuğu bırakmış oğluna. Bana ihtiyacın olursa buralardayım demiş. Çocuk şimdi bazen yürüyor hızlı adımlarla, bazen de koşuyor. Arada bir iki soluk almak için oturuveriyor hiç aldırmadan bazen bir koltuğa, bazen sandalyeye ya da şantiyede bir taşın üzerine nereye oturduğuna hiç aldırmadan. |